Bir ikinci el araç alıcısı, aracın ayıplı çıkması üzerine satıcı aleyhine dava açarak 'bedel iadesi' talep etmiş, ancak mahkemeye sunduğu dilekçede alternatif olarak 'bedel indirimi' de isteyebileceğini belirtmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2006/13194 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, tüketicinin seçimlik haklarını 'terditli' olarak ileri sürmesi mümkün müdür? Bu durumun hukuki sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30078

Yargıtay 13. HD'nin ilgili kararında da vurgulandığı üzere, tüketicinin (veya TBK'ya göre alıcının) ayıba karşı sahip olduğu seçimlik haklar (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, onarım, değişim), 'yenilik doğuran' haklardır. Yenilik doğuran haklar, bir kez kullanılmakla tükenir. Bu nedenle, alıcının bu hakları terditli (kademeli) olarak, yani 'öncelikle bedel iadesi, bu mümkün olmazsa bedel indirimi' şeklinde ileri sürmesi kural olarak mümkün değildir. Alıcı, bu haklardan birini seçmek zorundadır. Nitekim Yargıtay kararında da, mahkemenin davacıya talebinin hangisine yönelik olduğunu açıklatması ve buna göre bir hüküm kurması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, HMK m. 111'de düzenlenen terditli dava kurumu genel bir usul kuralıdır. Uygulamada, özellikle mahkemenin takdirine bağlı durumlarda (örneğin, TBK m. 227/2'ye göre hâkimin dönme yerine onarım veya indirime karar verebilmesi), taleplerin terditli olarak ileri sürülmesinde bir sakınca görmeyen görüşler de mevcuttur. Ancak Yargıtay'ın katı yorumuna göre, alıcı tek bir seçimlik hakka dayanarak davasını açmalı, mahkeme de bu taleple bağlı kalmalıdır. Mahkeme, davacıdan talebini netleştirmesini istemelidir.