Ceza muhakemesinde, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet Savcısı ile aynı davada hükmü veren hâkimin karı-koca olması durumunda, bu durumun CMK'daki 'hâkimin yasaklılığı' hükümleri ve AİHS m. 6'daki 'tarafsız mahkeme' ilkesi açısından yarattığı sorunu, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2017/3518 E. sayılı kararı ve bu karara yapılan Başsavcılık itirazı çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30075

Bu durum, CMK'da açıkça düzenlenmiş bir 'hâkimin yasaklılığı' hali değildir. CMK m. 22 ve 23, yasaklılık hallerini sınırlı sayıda saymıştır ve bunlar arasında 'iddianameyi düzenleyen savcının eşi olma' durumu yer almaz. 2802 sayılı Kanun m. 46'daki 'aynı dairede görev yapamazlar' hükmü de iddia ve yargılama makamlarının farklı olması nedeniyle doğrudan bu duruma uygulanamaz. Ancak bu durum, AİHS m. 6'da düzenlenen 'tarafsız mahkeme' ilkesi açısından ciddi bir sorun teşkil eder. Yargıtay 8. CD kararında, bu durumun 2802 s. Kanun'daki yargısal hassasiyet dikkate alındığında CMUK 308'e (şimdi CMK 289) aykırılık oluşturacağı ve bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 4. CD ise itiraza konu kararında, bunun 'tarafsızlık konusunda kuşku uyandıracağını' ve 'tarafsız bir mahkeme tarafından görülme ilkesine aykırılık oluşturacağını' belirterek bozma nedeni saymıştır. Başsavcılık itirazında ise bu durumun tek başına tarafsızlığı zedelemeyeceği savunulmuştur. Sonuç olarak, kanunda açık bir yasak olmasa da, yargılamanın 'görünüşte tarafsızlığı' (objektif tarafsızlık) ilkesi gereği, birbiriyle evli olan savcı ve hâkimin aynı davada iddia ve yargı makamlarında yer alması, adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturur ve Yargıtay'ın genel eğilimi bu yönde bir durumu bozma nedeni saymaktır.