Bir ceza davasında, sanık müdafii duruşmada dinlenmesini istediği ve sanığın lehine beyanda bulunacağını iddia ettiği bir tanığın dinlenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, 'dosyanın yeterince aydınlandığı' gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Mahkemenin bu kararının, 'gerekçeli karar hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkesi açısından hukuka uygunluğunu tartışınız.
Mahkemenin bu kararı, 'gerekçeli karar hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkesi açısından hukuka aykırı olma potansiyeli taşır. 'Dosyanın yeterince aydınlandığı' şeklindeki bir gerekçe, soyut ve basmakalıp bir ifadedir. CMK, hâkime delilleri serbestçe takdir etme yetkisi vermiş olsa da (CMK m. 217), bu yetki keyfi bir şekilde kullanılamaz. Mahkemenin, bir delil toplama talebini reddederken, o delilin neden 'davanın esasına etkili olmadığını' veya 'davayı gereksiz yere uzatmaya yönelik olduğunu' somut olarak açıklaması gerekir. Özellikle sanığın lehine olduğu iddia edilen bir tanığın dinlenmemesi, savunma hakkına (CMK m. 177) ve 'silahların eşitliği' ilkesine doğrudan bir müdahaledir. İddia makamının tanıkları dinlenirken, savunma makamının davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki tanığının, soyut bir gerekçeyle dinlenmemesi, taraflar arasındaki dengeyi bozar. Mahkemenin, talep edilen tanığın neden sonuca etkili olmayacağını, örneğin 'tanığın beyan edeceği iddia edilen hususun zaten başka delillerle sabit olduğu' veya 'iddia edilen hususun davayla ilgisiz olduğu' gibi somut bir gerekçeyle açıklaması gerekirdi. Aksi halde, bu ret kararı keyfi nitelik taşır ve adil yargılanma hakkını ihlal eder.