Fail, mağduru kasten yaralamak amacıyla bacağından bıçaklamıştır. Ancak mağdur, hemofili (kanın pıhtılaşmaması) hastası olduğu için durmayan kanama sonucu ölmüştür. Fail, mağdurun bu özel durumunu bilmemektedir. Failin cezai sorumluluğunu, 'kasten yaralama', 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' ve 'objektif isnadiyet' kuralları çerçevesinde belirleyiniz.
Bu olay, 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda' objektif isnadiyetin rolünü gösteren klasik bir örnektir. Failin kastı, mağduru yaralamaya yöneliktir. Ölüm neticesi ise, failin eylemi ile mağdurun önceden var olan özel durumu (hemofili) birleşerek ortaya çıkmıştır. Failin sorumluluğu, TCK m. 87/4'teki 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' kapsamında değerlendirilir. Bu suçun oluşabilmesi için failin, ağırlaşan netice (ölüm) açısından en azından 'taksirle' hareket etmesi gerekir. Taksirin unsuru ise 'öngörülebilirlik'tir. Normal bir insanda bacağa atılan bir bıçak darbesinin ölümle sonuçlanması tipik ve öngörülebilir bir sonuç değildir. Ancak, objektif isnadiyet kuralları çerçevesinde, fail hukuka aykırı bir risk yaratmıştır ve bu risk (kanama) ölümle sonuçlanmıştır. Mağdurun özel durumu, nedensellik bağını kesen atipik bir gelişme olarak kabul edilmez. Fail, mağdurun vücut bütünlüğüne saldırarak, onun mevcut tüm zayıflıklarını da içeren bir riski üstlenmiş sayılır. Bu nedenle, failin mağdurun hastalığını bilmemesi, onu sorumluluktan tamamen kurtarmaz. Fail, yaralama kastıyla hareket ettiği ve öngörülebilir olmasa da taksirle ölüme neden olduğu için (kanun bu durumda taksirin varlığını kabul eder), TCK m. 87/4 uyarınca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamadan sorumlu tutulur. Kasten öldürme veya olası kastla öldürme söz konusu olmaz, çünkü failin ölüm neticesine yönelik bir kastı veya kabullenmesi yoktur.