Sanığın hem TCK m. 267/2 (maddi delil uydurarak iftira) hem de TCK m. 272'ye muhalefete azmettirme (yalan tanıklığa azmettirme) suçlarını işlediği bir durumda, Yargıtay'ın bu eylemleri bir bütün olarak tek bir suç saymasının (bileşik suç) ardındaki mantığı açıklayınız.
Yargıtay 8. CD 2020/16036 E. sayılı kararda bu durumu bir bütün halinde TCK m. 267/1-2 kapsamında tek bir iftira suçu olarak değerlendirmiştir. Buradaki mantık, TCK m. 42'deki bileşik suç (müterakki suç) fikrine dayanır. Yalan tanıklığa azmettirme eylemi, aslında iftira suçunun nitelikli hali olan "maddi eser ve delillerini uydurma" fiilinin bir işleniş biçimidir. Fail, iftirasını güçlendirmek için sahte bir tanık (yani sahte bir delil) yaratmaktadır. Bu nedenle yalan tanıklığa azmettirme, iftira suçunun içinde eriyen, onu ağırlaştıran bir unsur olarak kabul edilir. Ayrı ayrı iki suçtan ceza verilmesi, aynı haksızlığın iki kez cezalandırılması anlamına geleceğinden, bileşik suç kuralları gereği sadece daha ağır olan suçtan (nitelikli iftira) ceza verilir.