Metinde geçen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2011/3976 E. sayılı kararında, mahkemenin noter satış bedeli yerine, tarafların ihtarname ve kabullerindeki daha düşük bir bedeli esas alarak hüküm kurması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, ikinci el araç satışlarında 'gerçek satış bedeli'nin tespitinin önemini nasıl ortaya koymaktadır? Noterdeki resmi bedel ile fiili bedel arasındaki farkın hukuki sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30061

Bu Yargıtay kararı, ikinci el araç satışlarında 'gerçek satış bedeli'nin tespitinin, özellikle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi taleplerinde kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye'de vergi gibi nedenlerle noter satış sözleşmelerinde, aracın gerçek satış bedelinden daha düşük bir bedel (genellikle kasko değeri) gösterilmesi yaygın bir uygulamadır. Ancak hukuki bir uyuşmazlık çıktığında, iade edilecek bedelin ne olacağı sorunu ortaya çıkar. Yargıtay, şekli sözleşmedeki bedele değil, tarafların gerçek iradesine ve fiilen ödenen bedele itibar etmektedir. Olaydaki kararda, davacının kendi çektiği ihtarnamede ve davalının kabulünde geçen 19.900 TL'lik bedel, tarafların gerçek anlaşmasını yansıttığı için, mahkemenin bu bedeli esas alması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun hukuki sonuçları şunlardır: Alıcı, sözleşmeden döndüğünde, noterde yazan düşük bedeli değil, fiilen ödediği yüksek bedeli geri isteyebilir. Tersi durumda, satıcı da noterde yazan yüksek bedeli değil, fiilen aldığı düşük bedeli iade etmekle yükümlüdür. Gerçek bedelin tespiti için banka kayıtları, tanık beyanları, tarafların kendi beyanları (ihtarname, e-posta, mesajlaşmalar) gibi her türlü delil kullanılabilir.