Bir sanık hakkında hem CMK m. 22'deki 'hakimin davaya bakamayacağı haller'den biri (örneğin mağdurla 3. dereceden kan hısmı olması) hem de CMK m. 24'teki 'tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir sebep' (örneğin davadan önce sanık aleyhine kamuoyu önünde görüş bildirmesi) aynı anda mevcutsa, tarafların başvuracağı hukuki yol ve merciinin izlemesi gereken prosedür ne olmalıdır?
Bu durumda öncelik, 'mutlak yasaklılık' hali olan CMK m. 22'dedir. CMK m. 22'de sayılan haller, hâkimin davaya bakmasını kesin olarak yasaklayan ve kamu düzenine ilişkin olan hallerdir. Hâkimin mağdurla 3. dereceden kan hısmı olması (CMK m. 22/1-e), böyle bir mutlak yasaklılık halidir. Hâkimin bu durumu fark ettiği anda kendiliğinden davadan çekilmesi gerekir. Taraflar da bu durumu fark ettiklerinde, süreye bağlı olmaksızın, yargılamanın her aşamasında bu durumu ileri sürerek hâkimin reddini isteyebilirler. Merci, bu iddiayı incelediğinde, hısımlık bağının varlığını tespit etmesi yeterlidir; hâkimin gerçekten taraflı olup olmadığını araştırmadan talebi kabul etmek ve davaya başka bir hâkim atamak zorundadır. CMK m. 24'teki nispi ret sebebinin de varlığı, bu durumu değiştirmez. Mutlak yasaklılık hali varken, nispi ret sebebinin ayrıca tartışılmasına gerek kalmaz. Çünkü mutlak sebep, tek başına reddi zorunlu kılar. Eğer hâkim bu mutlak yasağa rağmen karar verirse, bu durum CMK m. 289 uyarınca 'hükme kanunen katılması yasak olan bir hakimin katılması' sebebiyle kesin hukuka aykırılık (mutlak bozma nedeni) teşkil eder.