CMK m. 22 ve 23'te düzenlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller 'mutlak' ve 'nispi' ret sebepleri olarak ayrılabilir mi? 'Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse' (CMK m. 22/1-h) hali ile hâkimin 'tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler' (CMK m. 24/1) arasındaki temel farkı, ispatı ve sonuçları açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30043

Evet, bu ayrım yapılabilir. CMK m. 22 ve 23'te sayılan haller, 'mutlak yasaklılık' veya 'mutlak ret' sebepleridir. Bu hallerde hâkimin tarafsız olamayacağı kanun tarafından kesin bir karine olarak kabul edilmiştir. Bu durumların varlığı halinde, hâkimin kendiliğinden çekilmesi gerekir ve tarafların bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Bu hallerin varlığına rağmen hükme katılması, CMK m. 289 uyarınca mutlak bozma nedenidir. 'Aynı davada tanık olarak dinlenmiş olma' (m. 22/1-h) da bu mutlak yasaklılık hallerindendir. Bu durumun varlığının tespiti yeterlidir, hâkimin tarafsızlığının gerçekten etkilenip etkilenmediği ayrıca araştırılmaz. Buna karşılık, CMK m. 24/1'de düzenlenen 'tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler' ise 'nispi ret' sebepleridir. Kanunda tek tek sayılmamışlardır ve her somut olaya göre değişebilirler. Bu sebeplerin varlığı, hâkimin tarafsız olamayacağına dair kesin bir karine oluşturmaz, sadece bir 'şüphe' yaratır. Bu şüphenin reddi gerektirip gerektirmediğine bir üst merci (ret talebini inceleyen mahkeme) karar verir. Burada, ret talebinde bulunan tarafın, hâkimin tarafsızlığına gölge düşüren somut olguları ileri sürmesi ve ispatlaması gerekir. Ret talebi kabul edilirse hâkim davadan çekilir, reddedilirse davaya bakmaya devam eder. Temel fark; birinde yasaklılık hali kesindir ve ispatı gerekmeyen bir karineye dayanır, diğerinde ise şüphe yaratan durumun somut olarak ortaya konulması ve merci tarafından değerlendirilmesi gerekir.