Bir ceza davasında, ilk derece mahkemesi kararını gerekçesiz olarak tefhim etmiş ve sanık müdafii 7 gün içinde süre tutum dilekçesi vermiştir. Ancak ilk derece mahkemesi, gerekçeli kararı yazıp tebliğ etmeden dosyayı istinaf mahkemesine göndermiştir. İstinaf mahkemesi de dosyayı bu şekilde inceleyip onama kararı vermiştir. Bu yargılama sürecinde hangi temel haklar ihlal edilmiştir? Anayasa Mahkemesi'nin Vesim Parlak ve İbrahim Kaya kararları ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30042

Bu süreçte birden fazla temel hak ihlal edilmiştir. 1) Gerekçeli Karar Hakkı: Anayasa m. 141/3 ve CMK m. 230'a göre tüm mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır. Gerekçeli karar yazılıp tebliğ edilmeden yargılamanın bir üst aşamaya taşınması, bu hakkın özünü ihlal eder. 2) Savunma Hakkı ve Mahkemeye Etkili Erişim Hakkı: AYM'nin Vesim Parlak ve İbrahim Kaya kararlarında vurguladığı gibi, bir kararın gerekçesi, kanun yoluna etkili başvuru yapmanın temel şartıdır. Sanık ve müdafii, hangi hukuki ve fiili sebeplere dayanarak mahkum edildiğini bilmeden, istinaf nedenlerini ileri süremez. Bu durum, savunma için gerekli kolaylıklara sahip olma hakkını ve mahkemeye erişim hakkının 'etkili' bir şekilde kullanılmasını engeller. Sanık, sadece kararın sonucuna itiraz edebilir ki bu da gerçek bir denetim talebi değildir. İstinaf mahkemesinin de gerekçesiz bir kararı denetlemesi mümkün değildir; yapacağı inceleme şekli kalacaktır. Sonuç olarak, bu süreç Anayasa m. 36'da güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkının birden çok unsurunu (gerekçeli karar, savunma hakkı, mahkemeye erişim) ihlal etmiştir.