İstinaf başvuru süresinin 'tefhim' ile başladığı bir ceza davasında, sanık müdafii 7 günlük süre içinde süre tutum dilekçesi vermiş, ancak gerekçeli kararın tebliğinden sonraki 7 gün içinde ayrıntılı istinaf dilekçesi vermeyi unutmuştur. Bu durumda istinaf başvurusu geçerli midir? Süre tutum dilekçesinin hukuki niteliğini ve yeterliliğini tartışınız.
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay'ın eğilimi istinaf başvurusunun geçerli olduğu yönündedir. Her ne kadar 'süre tutum' yasal bir müessese olmasa da, CMK m. 273'e göre istinaf istemi 'bir dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle' yapılır. Kanun, dilekçenin içeriğinde nelerin olması gerektiğine dair zorunlu bir şart koşmamıştır. İstinaf nedenlerinin sonradan bildirilebileceğine dair bir hüküm de yoktur. Ancak, 'gerekçeli karar hakkı' ve 'mahkemeye erişim hakkı' ilkeleri gereği, gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı ayrıntılı neden sunmak beklenemez. Bu nedenle Yargıtay, süresi içinde verilen ve kanun yoluna başvurma iradesini açıkça ortaya koyan bir 'süre tutum' dilekçesini, istinaf başvurusunun süresinde yapılmış sayılması için yeterli kabul etmektedir. Ayrıntılı gerekçelerin daha sonra sunulması, başvurunun geçerliliğini etkilemez; ancak istinaf mahkemesinin incelemesinin kapsamını daraltabilir. İstinaf mahkemesi, re'sen kamu düzenine ilişkin hususları inceler. Dilekçede özel bir neden belirtilmemişse, mahkemenin incelemesi bu re'sen inceleme ile sınırlı kalabilir. Ancak başvuru, süre yönünden reddedilmez.