Yağma suçunun (TCK m. 148) 'gece vaktinde' işlenmesi (TCK m. 149/1-h), nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Buna karşılık, hırsızlık suçunda (TCK m. 142) gece vakti unsuruna yer verilmemiştir. Kanun koyucunun bu farklı tercihinin arkasındaki kriminolojik ve hukuki gerekçe ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30037

Kanun koyucunun bu farklı tercihinin arkasında, suçların doğası ve yarattığı tehlike arasındaki fark yatmaktadır. Yağma suçu, sadece malvarlığına değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırıdır. Cebir veya tehdit unsuru içerir. Gece vakti, doğal olarak bir 'korku ve çaresizlik' ortamı yaratır. Gecenin karanlığı, mağdurun yardım çağırma imkanını azaltır, failin kimliğinin tespitini zorlaştırır ve mağdurun direncini daha kolay kırar. Dolayısıyla, gece vaktinde işlenen bir yağma eyleminde, mağdur üzerindeki cebir ve tehdidin etkisi ve yarattığı korku daha yoğun olur. Bu nedenle kanun koyucu, gece vaktini, suçun manevi cebir unsurunu ve tehlikeliliğini artıran bir nitelikli hal olarak kabul etmiştir. Hırsızlık suçu ise, kural olarak mağdurla bir karşılaşma olmadan, gizlice işlenen bir suçtur. Cebir veya tehdit içermez. Gece vakti hırsızlık suçunun işlenmesini kolaylaştırsa da, bu durum suçun mağdur üzerindeki doğrudan etkisini (korku, panik) yağma suçundaki kadar artırmaz. Bu nedenle kanun koyucu, hırsızlıkta gece vaktini bir nitelikli hal olarak düzenlemekten vazgeçmiştir. Temel gerekçe, yağma suçunun kişi güvenliğine yönelik yarattığı ek tehlikedir.