Anayasa Mahkemesi'nin İhsan Yücel ve Necmiye Anaç kararında, gerekçesi açıklanmamış kısa kararın tefhimiyle istinaf süresinin başlatılmasının 'mahkemeye erişim hakkını' (Anayasa m. 36) ihlal ettiğine karar verilmesinin temel mantığını, 'öngörülemezlik' ve 'orantısız külfet' kavramları üzerinden analiz ediniz.
Anayasa Mahkemesi'nin bu karardaki temel mantığı, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının sadece şeklen değil, fiilen de etkili bir şekilde kullanılabilmesi gerektiğidir. 1) Öngörülemezlik: Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, HMK m. 297'deki unsurları taşımayan, yani gerekçeden yoksun bir hükmün geçerli bir tefhim sayılmayacağını ve kanun yolu süresinin gerekçeli kararın tebliği ile başlayacağını belirtmektedir. Bu yerleşik içtihatlara rağmen bir bölge adliye mahkemesinin, süreyi gerekçesiz kısa kararın tefhiminden başlatması, başvuranlar için 'öngörülemez' bir yorumdur. Hukuki güvenlik ilkesi, kişilerin kanunların ve yargı kararlarının sonuçlarını öngörebilmesini gerektirir. 2) Orantısız Külfet: Kararın gerekçesini bilmeyen bir kişiden, hangi hukuki veya fiili hatalara dayandığını bilmediği bir karara karşı etkili bir kanun yolu dilekçesi hazırlamasını beklemek, ona 'ağır ve orantısız bir külfet' yükler. Gerekçesiz bir karara karşı kanun yoluna başvurmak, hakkın etkili kullanımını imkansızlaştırır. Mahkemeye erişim hakkı, sadece başvuru yapabilmeyi değil, bu başvuruyu anlamlı ve etkili bir şekilde yapabilmeyi de kapsar. Dolayısıyla, sürenin gerekçesiz bir kararın tefhimiyle başlatılması, mahkemeye erişim hakkını anlamsız kılmakta ve bu hakka ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir.