TCK m. 150/1'e göre, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçunun işlenmesi durumunda, faile yağma suçundan değil, tehdit veya kasten yaralama suçundan ceza verilir. Bu hükmün uygulanabilmesi için aranan 'hukuki ilişkiye dayanan alacak' kavramının kapsamını ve bu alacağın muaccel ve ispatlanabilir olması gerekip gerekmediğini tartışınız.
TCK m. 150/1'in uygulanabilmesi için, fail ile mağdur arasında geçerli bir hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın varlığı şarttır. Bu alacak, sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme gibi borç doğuran herhangi bir hukuki sebepten kaynaklanabilir. Ancak bu hükmün uygulanması için Yargıtay'ın aradığı bazı koşullar vardır: 1) Alacak Gerçek ve Hukuken Korunabilir Olmalı: Kumar veya bahis gibi ahlaka aykırı bir ilişkiden doğan ve hukuken talep edilemeyen bir alacak bu kapsamda değildir. 2) Alacak ve Borç Miktarı Belirli veya Belirlenebilir Olmalı: Failin, alacağı olduğunu iddia ettiği miktar ile zorla aldığı miktar arasında makul bir oran olmalıdır. Alacağından çok daha fazlasını alan fail bu hükümden yararlanamaz. 3) Alacağın Muaccel Olması: Kural olarak alacağın vadesinin gelmiş (muaccel) olması gerekir. Ancak bazı Yargıtay kararlarında, vadesi gelmemiş olsa da alacağın varlığının kesin olması halinde de bu maddenin uygulanabileceği kabul edilmektedir. 4) İspat: Failin, böyle bir alacağının varlığını en azından ciddi emarelerle ortaya koyması gerekir. Tam bir hukuki ispat aranmasa da, alacağın varlığına dair makul bir şüpheyi aşan deliller sunulmalıdır. Sadece soyut bir 'alacağım vardı' iddiası yeterli değildir. Bu şartlar sağlandığında, eylem yağma değil, amaca ulaşmak için kullanılan araca göre tehdit (TCK m. 106) veya kasten yaralama (TCK m. 86) suçu olarak nitelendirilir.