Yağma (gasp) suçunu (TCK m. 148), hırsızlık (TCK m. 141) suçundan ayıran temel unsur nedir? Bir marketten mal çalan failin, tam çıkarken kendisini fark eden güvenlik görevlisini iterek kaçması eylemi, yağma suçu mudur yoksa hırsızlık ve kasten yaralama suçlarının içtimaı mıdır? Bu ayrımın yapıldığı ana göre hukuki vasıflandırmayı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30019

Yağma suçunu hırsızlık suçundan ayıran temel unsur, malın alınması veya tesliminin sağlanması amacıyla 'cebir veya tehdit' kullanılmasıdır. Cebir veya tehdit, hırsızlık fiilini yağmaya dönüştüren 'vasıta' hareketlerdir. Bu nedenle yağma, birleşik (mürekkep) bir suçtur. Sorudaki senaryonun hukuki vasıflandırması, cebirin (itme eyleminin) ne zaman kullanıldığına bağlıdır. 1) Eğer cebir, mal üzerindeki zilyetlik henüz tam olarak ele geçirilmeden, yani hırsızlık suçu henüz tamamlanmadan, malı alabilmek veya alınmasına karşı konulmasını engellemek için kullanılırsa, eylem 'yağma' suçunu (TCK m. 148) oluşturur. 2) Eğer fail, malı alıp zilyetliğini tamamen kurduktan sonra, yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, yakalanmamak veya çaldığı malı muhafaza etmek amacıyla güvenlik görevlisini iterse, bu durumda tamamlanmış bir hırsızlık suçu (TCK m. 141) ve ayrı bir kasten yaralama suçu (TCK m. 86) oluşur. Bu durumda suçların gerçek içtimaı (ayrı ayrı cezalandırma) söz konusu olur. Yargıtay uygulaması, cebir veya tehdidin, hırsızlık eyleminin 'kesintisiz bir şekilde devam ettiği' sırada kullanılması halinde eylemin yağma olarak kabul edilmesi yönündedir. Olayda, failin tam çıkarken yakalanması, hırsızlık eyleminin henüz tamamlanmadığı ve kesintisiz devam ettiği şeklinde yorumlanabilir, bu da eylemin yağmaya daha yakın olduğunu gösterir.