Kasten öldürme (TCK m. 81) ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m. 87/4) suçları arasındaki ayrımın temelini oluşturan 'failin kastı'nın belirlenmesinde, Yargıtay'ın kullandığı objektif kriterleri sayınız ve bu kriterlerden 'fail ile mağdur arasındaki husumet'in tek başına belirleyici olup olamayacağını, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 04.04.2000 tarihli kararına atıfta bulunarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30015

Yargıtay'ın failin öldürme mi yoksa yaralama mı kastıyla hareket ettiğini belirlemek için kullandığı objektif kriterler şunlardır: 1) Fail ile mağdur arasındaki husumetin varlığı ve niteliği, 2) Kullanılan suç aletinin cinsi ve niteliği (öldürmeye elverişli olup olmadığı), 3) Darbelerin sayısı, şiddeti ve vurulan bölgenin hayati önemi (baş, göğüs gibi), 4) Failin eylemine kendiliğinden mi yoksa dış bir engel nedeniyle mi son verdiği, 5) Failin olay öncesi, sırası ve sonrası davranışları. 'Fail ile mağdur arasındaki husumet' bu kriterlerden sadece biridir ve tek başına belirleyici değildir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 04.04.2000 tarihli, 2000/299 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, 'geçmişte önemli bir husumetleri olmamasının eylemle açığa çıkan öldürme kastını reddetmeye etkili olamayacağı' belirtilmiştir. Öldürücü nitelikte bir silahla (tüfek), yakın mesafeden, hayati bir bölgeye (göbek) hedef alarak ateş edilmesi gibi bir durumda, taraflar arasında önceden bir husumet olmasa dahi, fiilin kendisi öldürme kastını açıkça ortaya koyar. Tersine, çok ciddi bir husumet olsa bile, failin eylemi hayati olmayan bir bölgeye, öldürmeye elverişli olmayan bir aletle ve hafif bir darbe şeklinde ise yaralama kastının varlığı kabul edilebilir. Dolayısıyla husumet, diğer kriterlerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir unsurdur, tek başına kastın niteliğini belirlemez.