Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/30015 E. sayılı kararında, 'bir kimsenin uyruğu bulunduğu devlet ülkesine yasadışı yollarla sokulması' eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmayacağı belirtilmiştir. Bu kararın temelindeki hukuki gerekçeyi, suçun tanımında yer alan 'bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya daimi ikametgâh sahibi olmadığı bir taraf devlete yasadışı girişinin temini' unsuru ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 4 No'lu Protokol'ün 3. maddesi ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30014

Bu kararın temelindeki hukuki gerekçe, göçmen kaçakçılığı suçunun konusunun, kişinin vatandaşı olmadığı bir ülkeye yasadışı giriş yapması olmasıdır. Metinde atıf yapılan Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı BM Sözleşmesine Ek Protokol'ün 3. maddesi suçu, 'bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya daimi ikametgâh sahibi olmadığı bir taraf devlete yasadışı girişinin temini' olarak tanımlamıştır. TCK m. 79 bu uluslararası tanıma paralel olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, AİHS Ek 4 No'lu Protokol'ün 3. maddesi, 'hiç kimsenin, uyruğunda bulunduğu devletin ülkesine girme hakkından yoksun bırakılamayacağını' güvence altına alır. Bu temel bir insan hakkıdır. Dolayısıyla, bir kişinin kendi ülkesine girmesi, yasal olmayan yollarla dahi olsa, 'göç' veya 'göçmenlik' statüsüyle ilgili bir durum değildir; bu, vatandaşlık hakkının kullanımıdır. Bu nedenle, kendi vatandaşı olduğu ülkeye yasadışı yollarla girmeye çalışan bir kişi, TCK m. 79'daki suçun hukuki konusunu (mağdurunu/göçmenini) oluşturmaz. Failin eylemi, maddi menfaat amacı taşısa bile, suçun yasal unsurları (kişinin vatandaşı olmadığı ülkeye sokulması) oluşmadığından, göçmen kaçakçılığı suçu gerçekleşmez. Eylem, koşulları varsa başka suçları (örneğin sahte belge kullanımı) oluşturabilir.