Anayasa Mahkemesi'nin Mehmet Hanifi Şelem (2018/24557) kararında, ilk derece mahkemesinin kısa kararında istinaf süresinin başlangıcına ilişkin 'hem tefhim hem de tebliğ' ibaresine yer vermesi nasıl değerlendirilmiştir?
Anayasa Mahkemesi, bu durumu 'sürenin başlangıcıyla ilgili yanılgıya neden olan' bir ifade olarak değerlendirmiştir. Başvurucu, bu çelişkili ifade ve gerekçeli kararın tebliğ edilmemiş olması nedeniyle, sürenin tebliğden başlayacağı beklentisiyle hareket etmiştir. AYM, karar gerekçesini bilmeyen başvurucudan, sırf tefhim edildi diye kanun yoluna başvurmasını beklemenin ona ağır bir külfet yüklediğini belirtmiştir. Mahkemenin bu çelişkili ve öngörülemez yorumu nedeniyle istinaf hakkını kullanamayan başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar, mahkemelerin kanun yolu bildirimlerinde açık, net ve çelişkisiz olmaları gerektiğini vurgulamaktadır (sen.av.tr/tr/makale/sure-tutum-dilekcesi-ve-mahkemeye-erisim-hakki-ile-aymye-basvuru-suresinin-azligi).