Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/190 sayılı kararında, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak tebliğname düzenleyen bir kişinin, daha sonra Yargıtay üyesi olarak aynı davanın temyiz incelemesine katılmasının hukuka aykırılığı hangi iki temel gerekçeye dayandırılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #29981

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu durumu iki temel gerekçeyle hukuka aykırı bulmuştur: 1. Ulusal Mevzuata Aykırılık (CMK m. 22/1-g): Bu madde, aynı davada 'Cumhuriyet savcılığı' görevi yapmış bir kişinin hâkimlik yapamayacağını düzenler. Yargıtay Cumhuriyet Savcısının düzenlediği tebliğname, iddia makamının görüşünü yansıtan bir savcılık görevidir. Dolayısıyla, bu görevi yapan bir kişinin daha sonra aynı dosyada hâkim olarak karar vermesi, bu maddeye açıkça aykırıdır. 2. Uluslararası Sözleşmelere Aykırılık (AİHS m. 6/1): Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk normu olan AİHS'nin 6. maddesi 'adil yargılanma hakkı'nı güvence altına alır. Bu hakkın temel unsurlarından biri de mahkemenin tarafsızlığıdır. AİHM'in (Piersack/Belçika kararı) içtihadına göre, bir yargıcın daha önce aynı davada iddia makamı adına bir pozisyon almış olması, mahkemenin objektif tarafsızlığına gölge düşürür ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. YCGK, bu iki gerekçeyle böyle bir katılımın hukuken yok hükmünde olduğuna karar vermiştir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-22-hakimin-davaya-dakamayacagi-haller.html).