TCK m.103'te düzenlenen 'çocuğun cinsel istismarı' suçunda, mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulması neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinin (TCK m.103/6) uygulanabilmesi için failin 'taksirle hareket etmesi' şartını Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları ışığında değerlendiriniz. Bu durumun ceza hukukundaki 'objektif sorumluluğun kaldırılması' ilkesiyle ilişkisini kurunuz.
TCK m.103/6'da suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülür. Mağdurun ruh sağlığının bozulması da benzer şekilde cezanın ağırlaştırılması nedenidir. TCK m.23 (Netice sebebiyle ağırlaşmış suç) gereği, failin kastettiğinden daha ağır bir neticenin oluşumundan sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir. Yani, failin bu ağır neticeyi öngörebilir olması lazımdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/302 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK ile 765 sayılı TCK'da yer alan objektif sorumluluk kaldırılarak sübjektif sorumluluk kabul edilmiştir. Bu nedenle, somut olayda sanığın sosyal ve kültürel durumu, eğitim düzeyi, mesleki tecrübesi, kişisel özellikleri, tarafların yaşları ve olayın zora dayalı olmayan gerçekleşme biçimi nazara alındığında, ağır netice olarak ortaya çıkan mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın sanık tarafından öngörülemeyeceği ve taksirle dahi hareket etmesinin söz konusu olmadığı durumda, fail bu neticeden sorumlu tutulamaz. Meydana gelen bu zarar ise sadece TCK m.61 kapsamında cezanın bireyselleştirilmesinde alt sınırdan uzaklaşmada dikkate alınabilir.