Anayasa Mahkemesi'nin Bilal Celalettin Şaşmaz başvurusunda, FETÖ/PDY'nin 'legal görünüm' ve 'nihai amacını gizleme' stratejisi, terör örgütü üyeliği suçunun değerlendirilmesinde nasıl bir zorluk yaratmıştır? Bu zorluk, hukuki hata (TCK 30) bağlamında nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #299062

Anayasa Mahkemesi'nin Bilal Celalettin Şaşmaz başvurusunda (B. No: 2019/20791), FETÖ/PDY'nin başlangıçta 'dinî bir kült', 'ahlak ve eğitim hareketi' veya 'gönüllüler hareketi' olarak ortaya çıkması ve toplumun büyük bir kesimince böyle algılanması önemli bir zorluk yaratmıştır (AYM, § 11, 48). Örgütün 'amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi' stratejisi, örgütün nihai amacını ve terör niteliğini herkesçe bilinir hale gelmeden önce irtibat ve iltisak kuran kişiler açısından 'hukuki hata' (TCK 30) tartışmasını gündeme getirmiştir (AYM, § 11, 48, 49). Yargıtay içtihatlarında da (örn. Yargıtay 16. CD'nin 2015/3 E., 2017/3 K. sayılı ilamı ve Yargıtay CGK 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı kararı), bu durum 'kusurluluk ve hata bağlamında değerlendirilmesinde zaruret' olduğu şeklinde ifade edilmiştir (AYM, § 11, 51). Özellikle örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan alt katmanlarla irtibatlı olduğu tespit edilen kişilerin, örgütün nihai amacını bildiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir (AYM, § 53, 54). Aksi takdirde, yani kişinin örgütün terör niteliğini bilmeden (hata içinde) hareket ettiği durumlarda, 'kusursuz ceza olmaz' ilkesi doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği belirtilmiştir (AYM, § 14, 51). Bu zorluk, ceza adalet sisteminin, yasal görünüm altında faaliyet gösteren ve gerçek yüzü sonradan ortaya çıkan örgütlerle mücadele ederken, bireylerin bilgi ve kast unsurlarını dikkatle incelemesini gerektirmektedir.