2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 46/1 maddesinde belirtilen 'aynı mahkemenin aynı dairesinde görev yapma yasağı' hangi hallerde uygulanır ve bu yasağın ihlalinin hukuki sonuçları nelerdir? Özellikle eşlerin durumunu Yargıtay içtihadı bağlamında değerlendiriniz.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 46/1 maddesi, 'eşler, ikinci derece dahil kan ve sıhri hısımlar bir mahkemenin aynı dairesinde görev yapamazlar' hükmünü içermektedir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/hakimin-cekinmesi-ve-reddi-hakim-sebepleri.html, Hakimin Davaya Bakamayacağı Sebepler, 2.1-9). Bu yasak, hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürebilecek yakın ilişkilerin önüne geçmeyi amaçlar ve CMK'nın 22. maddesindeki 'hakimin davaya bakamayacağı haller' ile örtüşür. Bu yasağın ihlali, yargılamanın usulüne aykırı yapılması anlamına gelir ve kararın mutlak bozma nedeni olabilir. Örneğin, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2013/26164 K. sayılı kararında, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet Savcısı ile Asliye Ceza Mahkemesi'nde hüküm veren hakimin karı-koca olduğu somut olayda, 2802 sayılı Kanun'un bu hükmü gereği hakimin davadan çekinmesi gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Yargıtay'a göre, eşlerden birinin iddianameyle dava açması ve diğerinin o konuda hüküm vermesi, taraflar bakımından reddi hakim konusu yapılmasa bile, hakimin tarafsızlığı konusunda kuşku uyandırır ve Anayasa'nın 90/son maddesi yollamasıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan 'tarafsız bir mahkeme' tarafından görülmesi ilkesine aykırılık oluşturur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2017/7203 K.). Bu durum, yargılama faaliyetinde şeffaflık ve güveni temin etmek için önemlidir.