Anayasa Mahkemesi, Bilal Celalettin Şaşmaz başvurusunda, temel hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerin terör örgütü üyeliği mahkûmiyetinde delil olarak kullanılmasının 'caydırıcı etki' (chilling effect) yaratmasını nasıl değerlendirmiştir? Bu durum, Anayasal hakların korunması açısından ne anlama gelmektedir?
Anayasa Mahkemesi (AYM), Bilal Celalettin Şaşmaz başvurusunda (B. No: 2019/20791), kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin (sohbet toplantılarına katılma, sendika üyeliği gibi) terör örgütü üyeliği mahkûmiyetinde delil olarak kullanılmasının, bireysel başvuru kapsamındaki çeşitli hak ve özgürlükler üzerinde 'caydırıcı etki' (chilling effect) doğurabileceğini belirtmiştir (AYM, § 39, 66-68). Bu caydırıcı etki, kişilerin temel haklarını kullanmaktan çekinmelerine neden olabileceği endişesini ifade eder. AYM, özel hayata saygı hakkı (Anayasa 20) ve sendika hakkı (Anayasa 51) bağlamında, örgütün nihai amacını bildiği ortaya konamayan başvurucunun temel hakları kapsamındaki faaliyetlerinin terör örgütü hiyerarşisi içerisinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetler olduğunu gösteremediği takdirde, bu durumun haksız bir caydırıcı etki oluşturduğunu ifade etmiştir (AYM, § 68). Bu, bireylerin yasal çerçevede dahi olsa belirli dernek veya sendikalara üye olmaktan, belirli toplantılara katılmaktan veya belirli kişilerle iletişim kurmaktan çekinmelerine yol açabilir; zira bu eylemlerin gelecekte terör örgütü üyeliği gibi ağır bir suçlamaya delil teşkil edebileceği korkusu oluşabilir. AYM, bu tür ağır müdahalelerin sadece ilgili birey üzerinde değil, aynı zamanda başkalarının da ileride temel hak ve özgürlüklerini kullanmaları üzerinde caydırıcı etkiye neden olacağını vurgulamıştır (AYM, § 55). Bu durum, demokratik toplum düzeninin gereği olan hak ve özgürlüklerin serbestçe kullanılabilmesi için, yargı makamlarının terör suçlamalarında delil değerlendirmesinde çok daha titiz ve orantılı olması gerektiği anlamına gelmektedir. AYM, müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilemediği sonucuna ulaşarak, Anayasa'nın 20. ve 51. maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, § 69).