Yağma suçunun 'senedin yağması' şekli (TCK 148/2) hangi koşullarda oluşur? Yargıtay içtihadı uyarınca taşınmaz bir malın tapuda devrine zorlama eylemi bu kapsamda nasıl değerlendirilmektedir?
Yağma suçunun 'senedin yağması' şekli, TCK Madde 148'in ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu fıkraya göre, 'Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.' Gerekçede belirtildiği gibi, senedin imzalayan için 'borç doğurucu' olması gerekir; bu borç para borcu olabileceği gibi, iş yapma/yapmama, hibe etme, kefil olma gibi çeşitli taahhütleri de içerebilir. İktisaden değerlendirmeye elverişli olan bir hakkın kullanılmamasına yol açan her türlü belge 'borç doğurucu' senet tanımına girer (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-148-yagma-sucu.html, TCK Madde 148 Gerekçesi). Yargıtay içtihadına göre (örn. Ceza Genel Kurulu 2017/1018 E., 2021/147 K.), taşınmazların yağma suçuna konu olamayacağı kabul edilmektedir. Yağma suçunun konusunu yalnızca taşınabilir mallar oluşturur. Ancak, cebir veya tehdit kullanılarak bir kimseyi sahip olduğu taşınmazı tapu sicilinden kendisi veya bir başkası üzerine devretmeye zorlama halinde, suçun konusu taşınmazın kendisi değil; taşınmazın mülkiyetini geçiren ve taşınır bir mal olan tapu senedidir. Bu durumda eylem, TCK'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen 'senedin yağması' suçunu oluşturacaktır (Ceza Genel Kurulu 2017/1018 E., 2021/147 K.). Yani, mağdurun rızası hilafına tapu devri için gerekli belgelerin alınması veya imzalatılması senedin yağması kapsamındadır. Ancak, eğer tapu devirleri yapılmamışsa, fiilen el atma tek başına yağma suçunun tamamlanması için yeterli değildir.