Hakimin yargılamaya katılamayacağı haller (görev yasağı) ve bu hallerin adil yargılanma hakkı ile ilişkisi nedir? Özellikle Yargıtay'ın tensip zaptı hazırlayan hakim veya tutukluluk incelemesi yapan hakimin temyiz incelemesine katılmasına ilişkin içtihatlarını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #299041

Hakimin yargılamaya katılamayacağı haller, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23. maddesinde 'görev yasağı halleri' olarak düzenlenmiştir ve adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir. Bu hallerde, hakimin bir karar veya hükme katılması, yüksek görevli mahkemede o hükme ilişkin verilecek karara katılmasına engel teşkil eder (CMK 23/1). Gerekçe, hakimin önceden bir fikir veya düşünce oluşturmasını engellemeyi ve tarafsızlığı sağlamayı amaçlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de bu ilkenin adil yargılanma hakkının (AİHS 6. madde) bir gereği olduğunu vurgular. Yargıtay içtihatlarında bu konu hassasiyetle ele alınmıştır: 1. **Tensip Zaptı Hazırlayan Hakim:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/266 K. sayılı kararında, tensip zaptı hazırlayan hakimin temyiz incelemesine katılması hukuka aykırı bulunmamıştır. Gerekçede, tensip zaptının sanığın suçluluğu hakkında bir kanaat oluşturacak nitelikte yüzeysel bir değerlendirme içermediği, sadece duruşma öncesi basit tedbirler ve bilgilerin toplanmasından ibaret olduğu belirtilmiştir. Bu durum, 'duruşma yargıcının duruşmadan önce kişinin suçlu olup olmadığı konusunda düşünce oluşturup oluşturmadığı' kıstasına göre tarafsızlık ilkesini zedelememektedir. 2. **Tutukluluk İncelemesi Yapan Hakim:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/29 K. sayılı kararında ise, ağır ceza mahkemesi başkanı olarak sanıkların tutukluluk durumunu inceleyip, 'mahkumiyet ve tutukluluk hallerinin devamına' ilişkin kararın yerinde olduğuna dair görüş açıklayan hakimin, Yargıtay Üyesi seçildikten sonra aynı işin temyiz incelemesine katılması, CMK 23/1'e ve AİHS 6/1'de düzenlenen adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturduğu kabul edilmiştir. Zira bu tür bir karar, hakimin işin esasına yönelik 'kanaat' oluşturduğunu göstermektedir. Bu içtihatlar, hakimin tarafsızlığı ilkesinin somut olayın özelliklerine ve hakimin kararının niteliğine göre nasıl yorumlandığını ortaya koymaktadır.