Şikayetten vazgeçme ile şikayet hakkının kullanılmaması (sükut) arasındaki fark nedir? Meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmeyen müştekinin bu eylemi zımnen vazgeçme olarak kabul edilebilir mi?
Şikayetten vazgeçme, usulüne uygun olarak kullanılmış bir şikayet hakkından, açık bir irade beyanıyla geri dönülmesidir. Bu, aktif bir hukuki işlemdir. Şikayet hakkının kullanılmaması ise, 6 aylık hak düşürücü süre içinde şikayette bulunmayarak pasif kalmaktır (sükut). Vazgeçme, var olan bir davayı düşürürken; süresinde şikayet etmeme, davanın hiç açılamamasına neden olur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına (örn: 2020/205 E., 2022/326 K. sayılı karar) göre, meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemek 'zımnen vazgeçme' olarak kabul edilemez. Şikayetten vazgeçme iradesinin, hiçbir duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça (sözlü veya yazılı olarak) beyan edilmesi gerekir. Duruşmaya gelmeme, ilgisizlik veya başka bir sebepten kaynaklanabilir ve bu durum tek başına vazgeçme iradesini göstermez. (Kaynak: tck-madde-73-sorusturulmasi-ve-kovusturulmasi-sikayete-bagli-suclar.html)