6762 sayılı TTK döneminde işlenen 'defter tutma yükümlülüğüne aykırılık' suçu, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/2263 E., 2014/5818 K. sayılı kararında önödemelik bir suç olarak nitelendirilmiştir. Bu nitelemenin hukuki dayanağı ve önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #298933

Bu nitelemenin hukuki dayanağı, lehe kanun uygulamasıdır (TCK m.7). Suç, 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde işlenmiş olsa da, yargılama 5237 sayılı TCK döneminde yapılmıştır. 765 sayılı TCK'nın 119. maddesi, nispi para cezalarını gerektiren suçlarda önödemeyi yasaklarken, 5237 sayılı TCK'nın 75. maddesinde böyle bir yasak yoktur. 6762 sayılı TTK'nın 67/3. maddesindeki yaptırım da adli para cezasıdır. Bu nedenle, sanık lehine olan 5237 sayılı TCK hükümleri uygulanarak, bu suçun önödemeye tabi olduğu kabul edilmiştir. Önemi şudur: Bu tespit, mahkemenin doğrudan bir mahkumiyet hükmü kuramayacağını, öncelikle TCK m.75'teki önödeme prosedürünü işletmesi gerektiğini gösterir. Mahkeme, sanığa usulüne uygun önödeme bildiriminde bulunmalı ve sanığın ödeme yapıp yapmamasına göre (davanın düşmesi veya yargılamaya devam) bir karar vermelidir. Önödeme teklif edilmeden mahkumiyet kararı verilmesi bozma nedenidir. (Kaynak: Y5CD E.2013/2263, K.2014/5818 sayılı karar)