Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in ifade özgürlüğü ile ilgili kararlarında vurgulanan 'ifadenin kullanıldığı bağlamın bir bütün olarak ele alınması' ilkesi, TCK m. 301 kapsamındaki bir davanın sonucunu nasıl etkileyebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #29893

Bu ilke, TCK m. 301 davalarında hayati öneme sahiptir. Mahkeme, suçlamaya konu olan bir sözü veya cümleyi tek başına ve bağlamından kopararak değerlendirmemelidir. Anayasa Mahkemesi'nin Abdullah Öcalan (B. No: 2013/409) kararında da belirttiği gibi, ifadelerin kullanıldığı yer ve anlamından koparılarak incelenmesi hatalı sonuçlara yol açabilir. Bu ilke gereği mahkeme; ifadenin söylendiği yer (örneğin bir akademik tartışma, siyasi bir miting), zaman, ifadenin kim tarafından kime karşı söylendiği, kamusal bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve failin genel amacı gibi unsurları bir bütün olarak değerlendirmelidir. Kamuoyunu ilgilendiren bir konudaki tartışma sırasında kullanılan ağır veya 'rahatsız edici' ifadeler, bu bütünlük içinde eleştirinin bir parçası olarak görülebilir ve aşağılama kastı taşımadığı sonucuna varılabilir. Aksi takdirde, cımbızla seçilen ifadeler üzerinden mahkumiyet kurulması ifade özgürlüğünün ihlaline yol açar (sen.av.tr/tr/makale/Devleti-asagilama-ve-ifade-ozgurlugu).