Yargıtay'ın FETÖ/PDY davalarındaki 'sempati ve iltisak boyutunu aşan örgütsel faaliyet' kriteri ne anlama gelmektedir? Sadece sohbetlere katılmak, gazete abonesi olmak veya çocuğunu örgüte müzahir okula göndermek neden bu kriteri karşılamamaktadır?
'Sempati ve iltisak boyutunu aşan örgütsel faaliyet' kriteri, sanığın eylemlerinin pasif bir destek veya duygusal bir yakınlığın ötesine geçerek, örgütün hiyerarşik yapısı içinde, örgütün amaçlarını bilerek ve isteyerek, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden aktif bir rol üstlendiğini göstermesi gerektiği anlamına gelir. Sohbetlere katılmak, gazete abonesi olmak veya çocuğunu okula göndermek gibi eylemlerin tek başına bu kriteri karşılamamasının nedenleri şunlardır: - **Legal ve Sosyal Görünüm:** Bu faaliyetler, FETÖ/PDY'nin kendisini bir sivil toplum, eğitim veya dini cemaat olarak lanse ettiği meşruiyet vitrininde yer alan faaliyetlerdir. Birçok kişi, bu faaliyetlere katılırken yapının terörist bir örgüt olduğunu bilmemekte, sosyal, dini veya eğitim amaçlı bir araya geldiklerini düşünmektedir. - **Organik Bağın Yokluğu:** Bu tür eylemler, tek başlarına kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu, emir-talimat zinciri içinde yer aldığını ve kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiğini göstermez. Örgüt üyeliği için gerekli olan 'organik bağ' bu eylemlerle kurulmuş sayılmaz. - **Kastın İspatı:** Bu eylemler, sanığın örgütün nihai amaçlarını (devlet düzenini değiştirmek vb.) bildiğini ve bu amaca hizmet etmek kastıyla hareket ettiğini kanıtlamaya yeterli değildir. Bunlar daha çok sempati ve iltisak (bağlantı) düzeyinde kalır. (Kaynak: Bilal Celalettin Şaşmaz Başvurusu, Yargıtay 16. CD kararları)