Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/518 K. sayılı kararında, sanığın cebinde eli varken ve bali koklarken katılana 'Ne var' diye sorması üzerine katılanın eşyalarını vermesi eylemi neden yağma değil, hırsızlık olarak nitelendirilmiştir? Bu kararın temelindeki hukuki ilke nedir?
Bu kararda eylemin hırsızlık olarak nitelendirilmesinin temel nedeni, yağma suçunun unsuru olan 'elverişli tehdit'in bulunmamasıdır. Yargıtay, sanığın davranışlarının (eli cebinde olması, bali koklaması) objektif olarak katılanın hayatına, vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği veya malvarlığına büyük bir zarar vereceği yönünde ciddi ve elverişli bir tehdit içermediğini kabul etmiştir. Kararda, TCK m.148'in gerekçesine atıfla, 'sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir' ilkesi uygulanmıştır. Katılanın, sanığın orantısız şekilde etkilenerek ve kendi zihninde 'cebinde silah olabileceği' varsayımıyla eşyalarını teslim etmesi, yağma suçunun objektif cebir/tehdit unsurunu oluşturmamıştır. (Kaynak: YCGK 2018/518 K. sayılı karar)