'Süre tutum dilekçesi' uygulamasının mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) ve mevcut Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) açısından hukuki dayanağını karşılaştırınız. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki güncel yaklaşımı nedir?
Mülga 1086 sayılı HUMK'un 435/2. maddesi, temyiz sebeplerinin, temyiz dilekçesinin verilmesinden sonra ayrı bir dilekçeyle bildirilmesine olanak tanıyordu. Bu hüküm, uygulamada 'müddeti muhafaza' veya 'süre tutum' olarak adlandırılan uygulamanın temelini oluşturuyordu. Ancak bu hüküm 2494 sayılı Kanun ile ortadan kaldırılmıştır. Yürürlükteki 6100 sayılı HMK'da ise süre tutum dilekçesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.11.2020 tarihli ve 2019/405 E. sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, 'hukuk yargılamasında, süre tutum müessesesi mevcut değildir'. HGK, süre tutum dilekçesi vermenin kanuni süreyi durdurmayacağını veya korumayacağını, bu uygulamanın kanuni temeli olmadığını ve hukuka aykırı olduğunu belirtmektedir. Buna rağmen uygulama, özellikle kısa kararların tefhim edildiği durumlarda fiilen devam etmektedir (sen.av.tr/tr/makale/sure-tutum-dilekcesi-ve-mahkemeye-erisim-hakki-ile-aymye-basvuru-suresinin-azligi).