TCK m. 250/1'de tanımlanan icbar suretiyle irtikap suçunda, 'görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak' ile TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçu arasındaki temel fark nedir? Her nüfuzun kötüye kullanılması irtikap suçunu oluşturur mu?
Hayır, her nüfuzun kötüye kullanılması irtikap suçunu oluşturmaz. Bu iki suç arasındaki temel fark, eylemin niteliği ve aranan özel unsurlardır. TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçu, genel ve tali (ikincil) nitelikte bir suçtur. Kamu görevlisinin, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olan, görevinin gereklerine aykırı her türlü davranışı, eğer bir mağduriyete, kamu zararına veya haksız menfaate yol açmışsa bu suçu oluşturur. İcbar suretiyle irtikap (TCK m. 250/1) ise, özel bir suçtur ve görevi kötüye kullanmanın çok daha ağır bir şeklidir. İrtikap suçunun oluşması için, görevin sağladığı nüfuzun, mağduru bir menfaat sağlamaya veya vaat etmeye 'icbar etmek' (manevi olarak zorlamak) amacıyla kullanılması şarttır. Yani, nüfuzun kötüye kullanılması, irtikap suçunda bir 'araç'tır ve bu aracın 'icbar' neticesini doğurması gerekir. Eğer kamu görevlisi nüfuzunu kötüye kullanmış ancak ortada bir icbar yoksa, eylem şartları varsa TCK m. 257 kapsamında görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. İrtikap, görevi kötüye kullanma suçunun özel bir hali olduğu için, irtikap suçunun unsurları oluştuğunda, fail sadece irtikaptan cezalandırılır, ayrıca görevi kötüye kullanmaktan ceza verilmez (fikri içtima).