Islahla, bir maddi tazminat davasında dava dilekçesinde talep edilmeyen 'manevi tazminat' istemi sonradan eklenebilir mi? Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2017/2491 sayılı kararı bu konuda neden olumsuz bir sonuca varmıştır ve bu kararın eleştirilecek yönü nedir?
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/11587 E., 2017/2491 K. sayılı kararında, bu durumun mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kararda, 'Islahta dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. ...yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır.' gerekçesine dayanılmıştır. Bu karara göre, manevi tazminat, maddi tazminattan farklı, bağımsız bir talep olduğu için, ıslahla değil, ancak harcı yatırılarak açılacak 'ek dava' ile talep edilebilir. Ancak bu karar, Yargıtay'ın genel ve güncel ıslah anlayışıyla çelişmektedir ve eleştiriye açıktır. Yargıtay'ın baskın görüşü, ıslahın talep sonucunun genişletilmesine ve değiştirilmesine olanak tanıdığı yönündedir. Maddi tazminat davası açan davacının, ıslah yoluyla talep sonucuna manevi tazminatı da eklemesi, 'talep sonucunun genişletilmesi' niteliğindedir. Bu, dava konusu olmayan tamamen farklı bir şeyin (örneğin bir taşınmaz davasına alacak talebi eklemek gibi) davaya dahil edilmesi değildir. Maddi ve manevi tazminat, aynı haksız fiilden kaynaklanan ve birbiriyle bağlantılı taleplerdir. Dolayısıyla, bu kararın Yargıtay'ın genel içtihatlarına aykırı olduğu ve ıslah kurumunu dar yorumladığı söylenebilir.