Boşanma davasında, bir eşin diğerine iftira atması (örneğin asılsız sadakatsizlik suçlamasında bulunması), Yargıtay tarafından nasıl bir kusur olarak değerlendirilir ve bu durumun manevi tazminat (MK m. 174/2) açısından sonucu ne olur?
Bir eşin diğerine iftira atması, Yargıtay tarafından evlilik birliğini temelinden sarsan, son derece ağır bir kusur olarak değerlendirilir. Bu tür bir davranış, sadece eşler arasındaki güven ilişkisini yok etmekle kalmaz, aynı zamanda iftiraya maruz kalan eşin onur, şeref ve saygınlığına yönelik doğrudan bir saldırı niteliği taşır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013/9456 sayılı kararında, kocanın 'aşırı kıskançlık gösterip, eşine çirkin iftiralarda bulunduğu' eylemi, onun daha ağır kusurlu sayılmasına neden olmuştur. Manevi tazminat (MK m. 174/2) açısından ise, iftira atmak, 'kişilik hakkına saldırı'nın en bariz örneklerinden biridir. Eşinin sadakati, namusu veya onuru hakkında asılsız ve ağır ithamlarda bulunmak, onun toplum ve aile nezdindeki itibarını zedeler, derin bir elem ve üzüntü duymasına neden olur. Bu nedenle, iftira atan eşin ağır kusurlu olduğu tespit edildiğinde, iftiraya uğrayan ve daha az kusurlu olan eş lehine, uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.