Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma talebinde bulunduğu bir dosyada, Yargıtay Ceza Dairesi, tebliğnamedeki bozma nedenini 'mahkemenin delil takdiri kapsamında kaldığı' gerekçesiyle esastan incelemeden reddedebilir mi? Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/17549 K. sayılı kararındaki ön mesele tartışması bu konuda neyi ortaya koymuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296401

Bu konu kararda bir ön mesele olarak tartışılmıştır. Kural olarak, mahkemenin delilleri serbestçe takdir etmesi (CMK m. 217/1) ve bu takdire dayalı kanaatine karşı kanun yararına bozma yoluna gidilememesi genel bir ilkedir. Ancak, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/5127 E., 2013/17549 K. sayılı kararındaki çoğunluk görüşü, bu kuralı dar yorumlamıştır. Başsavcılığın bozma talebi, 'usulüne uygun arama kararı olmadan elde edilen delile dayanılarak hüküm kurulması'na ilişkindi. Daire çoğunluğu, bu durumun, CMK m. 217/1'deki 'delil takdiri' meselesi değil, CMK m. 217/2'deki 'delilin hukuka uygunluğu' meselesi olduğunu kabul etmiştir. Delilin hukuka uygun olup olmadığı, bir takdir meselesi değil, hukuki bir sorundur ve bu nedenle kanun yararına bozma yoluyla denetlenebilir. Yani, mahkeme hukuka aykırı bir delili takdir edemez. Bu nedenle, heyet, talebin 'delil takdirine' ilişkin olduğu yönündeki ön mesele itirazını reddederek, talebin esastan incelenebileceğine karar vermiştir. Bu, delilin hukuka uygunluğunun denetiminin, delil takdirinin denetimi yasağı kapsamında olmadığını gösteren önemli bir ayrımdır.