Bir kimsenin, kendisini itekleyen kişiye karşı kendisini savunmak amacıyla karşılık vermesi ve itekleyen kişiyi yaralaması, kasten yaralama suçunda meşru müdafaa (TCK m. 25) kapsamında değerlendirilebilir mi? Bu değerlendirmede hangi ilke gözetilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296400

Evet, değerlendirilebilir. Meşru müdafaa, bir kimsenin kendisine veya başkasına yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir şekilde defetmesi zorunluluğudur. Bir kişinin diğerini iteklemesi, vücut dokunulmazlığına yönelik haksız bir saldırıdır. Bu saldırıya maruz kalan kişinin, saldırıyı defetmek amacıyla anında ve orantılı bir şekilde karşılık vermesi, meşru müdafaa kapsamında kalabilir. Bu değerlendirmede gözetilmesi gereken en önemli ilke 'orantılılık'tır. Yani, savunmanın, saldırının ağırlığıyla orantılı olması gerekir. Örneğin, basit bir iteklemeye karşı bıçakla karşılık vermek orantısız bir savunma olur ve meşru müdafaa sınırlarının aşılması (TCK m. 27) gündeme gelir. Ancak, saldırıyı durdurmaya yetecek ölçüde, örneğin karşı tarafı iterek uzaklaştırmak veya denk bir güçle karşılık vermek suretiyle yaralamak, meşru müdafaa olarak kabul edilebilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2015/8943 sayılı kararında da, katılanın sanığın babasına bıçakla saldırması üzerine sanığın silahla karşılık vermesi eyleminde, meşru müdafaa koşullarının tartışılması gerektiği belirtilmiştir.