HMK madde 176 kapsamında 'kısmi ıslah' yoluyla savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi davalıya hangi imkanları sağlar? Özellikle 'zamanaşımı defi'nin ileri sürülmesindeki rolünü, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2019/3 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296368

HMK madde 176'da düzenlenen ıslah, tarafların usul işlemlerini düzeltmesine olanak tanır. 'Kısmi ıslah', davalı taraf için savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesinde önemli bir araçtır. **Davalıya Sağladığı İmkanlar:** Davalı tarafça gerçekleştirilecek olan ıslah, savunma ister genişletilsin, ister değiştirilsin, daima kısmen ıslah olacaktır. Davalı, yapacağı ıslahla en fazla cevap dilekçesinin verilmesi dâhil tüm usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını sağlayabilir. Bu sayede davalı, daha önce eksik bıraktığı savunmasını tamamlayabilir veya savunmasını dayandırdığı vakıaları tümüyle değiştirebilir (HMK 176 Gerekçesi, YİBGK-K.2019/3). **'Zamanaşımı Defi'nin İleri Sürülmesindeki Rolü:** Zamanaşımı defi, ilk itirazlardan olmayıp, maddi hukuktan kaynaklanan bir savunma aracıdır. Kural olarak, cevaba cevap dilekçesinin verilmesinden sonra (yazılı yargılamada) veya cevap dilekçesinin verilmesiyle (basit yargılamada) iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girer. Bu yasak nedeniyle, süresinde verilmeyen veya hiç verilmeyen bir zamanaşımı defi, karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın ileri sürülemez. İşte tam bu noktada 'ıslah' devreye girer. **Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2019/3 K. sayılı kararı (ve önceki kararları):** * Kararda, 'zamanaşımı ilk itiraz olmayıp, ıslah yolu ile de ileri sürülebileceğinde tereddüt etmemek gerekir' denilmektedir. Bu, zamanaşımı definin, davanın başında unutulması veya başka nedenlerle ileri sürülememesi durumunda, ıslah yoluyla sonradan ileri sürülebileceğini açıkça kabul eder (YİBGK-K.2019/3). * Ancak, Yargıtay'ın daha sonraki kararlarında (örneğin Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E., 2017/1090 K. sayılı; ve 2020/87 K., 2021/1182 K. sayılı kararları) bu konuda bir detaylandırma yapılmıştır: **Kanuni süre içinde hiç cevap dilekçesi verilmemiş olması halinde, ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemeyeceği ve dolayısıyla zamanaşımı definin ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceği** belirtilmiştir. Zira, kanun ile belirlenen süreler kesin olup, ıslah kaçırılmış olan süreleri geri getiren bir müessese değildir. **Sonuç:** Davalı, eğer süresinde bir cevap dilekçesi vermiş ancak bu dilekçede zamanaşımı definini ileri sürmemişse, sonradan 'kısmen ıslah' yoluyla bu definini ileri sürebilir. Bu, yargılamanın herhangi bir aşamasında savunmanın genişletilmesi ve hukuki dinlenilme hakkının korunması açısından önemli bir imkandır. Ancak, eğer davalı süresinde hiç cevap dilekçesi vermemişse, ıslah yoluyla zamanaşımı definini ileri sürme hakkı bulunmamaktadır.