Türk Medeni Kanunu madde 166 uyarınca boşanma davasında, eşlerden birinin 'cinsel ilişkiye girememe' veya 'cinsel iktidarsızlık' gibi cinsel sorunlarının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olup olamayacağını Yargıtay içtihatları ışığında değerlendiriniz.
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca boşanma davasında, eşlerden birinin 'cinsel ilişkiye girememe' veya 'cinsel iktidarsızlık' gibi cinsel sorunları, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan önemli bir boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. **Yargıtay Yaklaşımı:** Yargıtay, evlenmenin sosyal amacı yanında, nesli devam ettirme ve cinsel arzuları tatmin etme gayesinin de olduğunu vurgulamaktadır. Bu bağlamda, tarafların cinsel organları normal yapıda olsa dahi, psikolojik sebeplerle uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramamaları veya iktidarsızlık gibi sorunların çözülememesi, evlilik birliğini temelinden sarsar nitelikte kabul edilmektedir. **İlgili Yargıtay Kararı Örneği:** YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ'nin 2001/6274 K. sayılı kararı bu konuyu somutlaştırmaktadır: * **Olay:** Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen, psikolojik sebeple uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramamaları (kızlık muayenesine dair raporla sabit). * **Değerlendirme:** Yargıtay, bu halin evlilik birliğini temelinden sarstığını belirtmiştir. Aylarca cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında eşlerde birbirine karşı haklı bir nefretin, en azından isteksizliğin doğacağının şüphesiz olduğu vurgulanmıştır. Böyle bir durumu davacı açısından bir kusur olarak kabul etmek mümkün olmadığı ve ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, devam edip etmeyeceği şüpheli bulunan cinsel yakınlaşmayı beklemek için davacıyı zorlamanın açık bir haksızlık olduğu ifade edilmiştir. * **Sonuç:** Bu koşullar altında davacıdan evlilik birliğini devam ettirmesinin beklenemeyeceği ve aile birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. **Genel Prensip:** Bu karar, cinsel sorunların evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açabileceğini ve bu durumun bir kusur olarak değerlendirilmediğini (psikolojik veya fizyolojik nedenlerden kaynaklanıyorsa) ancak boşanma kararı için yeterli bir sebep teşkil ettiğini göstermektedir. Önemli olan, bu sorunların karşılıklı anlayış çerçevesinde çözülememesi ve ortak hayatı çekilmez hale getirmesidir.