Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde 'ortak hayatın yeniden kurulamaması' ilkesi nasıl uygulanır? Bu durumun maddi ve manevi tazminat taleplerine etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296339

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası (MK 166/3) uyarınca, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. **Uygulama Şartları:** 1. **Önceki Boşanma Davasının Reddi:** Taraflar arasında daha önce bir boşanma davası açılmış ve bu dava herhangi bir sebeple (kusur yetersizliği, ispat eksikliği vb.) reddedilmiş olmalıdır. 2. **Kararın Kesinleşmesi:** Ret kararı kesinleşmiş olmalıdır. 3. **Üç Yıl Süre:** Ret kararının kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmiş olmalıdır. 4. **Ortak Hayatın Kurulamaması:** Bu üç yıllık süre içinde, eşlerin ortak hayatı yeniden kuramamış olmaları, yani fiilen ayrı yaşamaları veya yeniden birleşme çabalarının başarısız olması gerekir. Bu fıkra, bir 'eylemli ayrılık' hali yaratır ve kusur araştırması yapmaksızın boşanmayı mümkün kılar. Yani, bu durumda tarafların kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın boşanma kararı verilir. **Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerine Etkisi:** Bu fıkra uyarınca boşanmaya karar verildiğinde, kusur tespiti yapılmadığı için, kural olarak eşler lehine maddi ve manevi tazminata (TMK 174/1-2) hükmedilemez. Zira tazminat, 'kusurlu' taraftan istenebilir ve bu madde, kusuru araştırmayı gerektirmez. Ancak, Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımında önemli bir ayrım vardır: * YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ'nin 2017/2629 E. sayılı kararında, retle sonuçlanan ilk davayı açan ve tam kusurlu bulunarak davası reddedilen erkeğin, fiili ayrılık döneminde sadakatsiz davranışlar içinde bulunması nedeniyle tamamen kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda, önceki boşanma davasında kusurlu olan tarafın kusuru, bu davada tazminat talepleri açısından dikkate alınabilir. Kararda, 'Türk Medeni Kanunu m. 166/son uyarınca boşanmaya karar verildiği takdirde kusur tespiti yapılamayacağı' gerekçesiyle davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi isabetsiz bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir. Bu, eylemli ayrılık döneminde ortaya çıkan kusurlu davranışların tazminat açısından değerlendirilebileceği anlamına gelir. * YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ'nin 2017/2975 K. sayılı kararında da, önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın, o davaya kadar davacı kadının boşanmayı gerektirecek bir kusurunun bulunmadığı konusunda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilmiş, dolayısıyla bu kesin hükmün varlığı karşısında önceki olaylardan dolayı davacı kadının artık kusurlu sayılamayacağı ve kusursuz davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu kararlar, MK 166/3 kapsamında boşanma kararı verilse bile, tazminat talepleri açısından tarafların fiili ayrılık dönemindeki veya önceki kesinleşmiş hükümle sabit olan kusurlarının göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir.