Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında 'güven sarsıcı davranışlar' ve 'sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar' hangi halleri kapsar? Yargıtay uygulaması bu davranışları nasıl değerlendirmektedir?
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında 'güven sarsıcı davranışlar' ve 'sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar', evlilik birliğinin temelini sarsan genel boşanma sebeplerinden önemli bir kısmını oluşturur. Bu davranışlar, eşler arasındaki güven duygusunu zedeleyen, evlilik birliğinin ciddiyetine ve devamına gölge düşüren her türlü eylemi kapsar. **Sadakat Yükümlülüğü ve Güven Sarsıcı Davranışlar:** Sadakat yükümlülüğü (TMK m. 185/3), eşlerin evlilik birliği süresince birbirlerine karşı cinsel ve duygusal anlamda bağlı kalmalarını, üçüncü kişilerle bu tür ilişkiler kurmamalarını gerektirir. Güven sarsıcı davranışlar ise bu yükümlülüğün ihlal edildiği durumları veya evlilik bağının temelini oluşturan güvenin zedelendiği diğer davranışları ifade eder. **Yargıtay Uygulaması:** Yargıtay, zina (TMK m. 161) özel boşanma sebebi olarak ispatlanamasa bile, eşlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı veya güven sarsıcı davranışlarının genel boşanma sebebi (TMK m. 166/1) olarak değerlendirilmesini kabul etmektedir. Bu durum, zina şartları oluşmasa dahi, evlilik birliğini temelinden sarsan eylemlerin boşanma sebebi olabileceğini gösterir. Örneğin, YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ'nin 2013/26481 K. sayılı kararında, zina davasında zinanın ispatlanamaması halinde davanın 'sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış' ve 'güven sarsıcı davranış' niteliğiyle TMK 166/1-2 çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Örnek Yargıtay Uygulamaları (Yargıtay Kararları bölümünden): * **Davalı-karşı davacı kadının birden fazla erkekle sadakatsiz davranışlar içinde olması:** Bu durum, kadının ağır kusurlu olduğunu göstermektedir (Y2HD-K.2018/8491). * **Eşin 'benim adımı çıkarın benim sevdiğim var' demesi:** Bu tür ifadeler, davacı kadının kusurlu olduğunu gösterir ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olur (Y2HD-K.2018/8685). * **Davacı - davalı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması:** Eşine fiziksel şiddet uygulaması ve hakaret etmesi gibi eylemlerle birlikte değerlendirildiğinde, erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Karar: 2017/1093). * **Davalı-davacı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunması:** İçki ve kumar alışkanlığı olan erkeğe karşılık, kadının da güven sarsıcı davranışlarda bulunması, kadının daha ağır kusurlu olduğu sonucuna yol açmıştır (Y2HD-K.2016/15687). Bu kararlar, sadakat yükümlülüğünün sadece cinsel ilişki boyutuyla sınırlı olmadığını, eşler arasındaki duygusal ve davranışsal güvenin de önemli olduğunu ve bu güveni sarsan her türlü hareketin boşanma sebebi olabileceğini göstermektedir.