Türk Medeni Kanunu madde 166'ya göre 'Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası'nın açılabilmesi için hangi temel şartların bir arada bulunması gerekir?
Türk Medeni Kanunu madde 166'ya göre 'Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası'nın (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması) açılabilmesi için şu üç temel şartın bir arada bulunması gerekir: 1. **Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olması:** Eşler arasında duygu ve düşünce birliğinin yok olması, huzurlu bir yaşam birliği ve ortak gelecek kaygısının kalmaması evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olur. Kanun bu durumları tek tek saymamıştır; hakim, somut olayın özelliğine göre eşlerin davranışlarının birliği sarsıp sarsmadığına karar verir (TMK 166/1). Bu sarsılmaya örnek olarak fiziksel/psikolojik/ekonomik şiddet, aileye karşı ilgisizlik, alkol bağımlılığı, aile müdahalesi, hakaret, eşini sevmediğini söyleme, saygısız davranışlar, iftira, bağımsız konut açmama, aile sırlarını üçüncü kişilere anlatma, cinsel sorunlar, kumar oynama alışkanlığı, güven sarsıcı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösterilebilir. 2. **Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi:** Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşlerden ortak hayatı sürdürmelerinin beklenemeyecek derecede çekilmez hale gelmesine yol açmalıdır. Bu, eşler arasında duygusal veya düşünsel büyük kopuşların yaşanması anlamına gelir. Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, eşlerden biri veya her ikisi açısından söz konusu olabilir (TMK 166/1). 3. **Kusur Durumu:** * Genel kural olarak, boşanma davasını açan davacının **tamamen kusursuz veya daha az kusurlu** olması, davalının ise **az da olsa kusurlu** olması gerekir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar: 2018/9691, Hukuk Genel Kurulu - Karar: 2017/3177). Kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği temel hukuk ilkesi gereği, tamamen kusurlu eşin açtığı dava reddedilir. * Ancak, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, boşanmaya karar verilebilir (TMK 166/2). Bu istisnai durum, hakimin geniş takdir yetkisi ile değerlendirilir.