Bir ceza davasında tefhim edilen (yüze karşı okunan) bir hükmü, sanık tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla süresi içinde temyiz etmiştir. Sanık müdafiinin daha sonra, ancak yine yasal süre içinde verdiği temyiz dilekçesinin akıbeti ne olur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/2347 sayılı kararında bu usuli durum nasıl çözümlenmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296231

Bu durumda, hem sanığın hem de müdafiinin temyiz istemleri geçerlidir ve birleştirilerek incelenir. Temyiz, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olmayıp, hem sanık hem de onun yasal temsilcisi olan müdafii tarafından ayrı ayrı kullanılabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/15711 E., 2014/2347 K. sayılı kararında, tebliğnamede yer alan 'müdafiin temyiz isteminin reddi gerektiği' yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Kararın mantığı şudur: Sanık, asil olarak temyiz hakkını kullanmıştır. Müdafii de, vekalet ilişkisi gereği sanık lehine olarak bu kanun yoluna başvurma hakkına sahiptir. Taraflardan birinin süresi içinde temyiz talebinde bulunması, diğerinin aynı süre içindeki başvuru hakkını ortadan kaldırmaz. Her iki istem de geçerlidir ve Yargıtay, hem sanığın dilekçesindeki hem de müdafiin dilekçesindeki temyiz sebeplerini birlikte değerlendirerek incelemesini yapar. Dolayısıyla, müdafiin temyiz talebinin reddedilmesi usule aykırı olur.