Kasten yaralama suçuna teşebbüs halinde, sanığın gönüllü vazgeçme (TCK m. 36) hükümlerinden yararlanabilmesi için hangi koşullar aranır? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2014/5757 K. sayılı kararında, sanığın eyleminden sonraki hangi davranışı 'gönüllü vazgeçme' olarak kabul edilmiştir?
Sanığın gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanabilmesi için, suçu tamamlamadan önce, kendi iradesiyle ve dış bir baskı olmaksızın suçun icrasından vazgeçmesi veya suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini kendi çabalarıyla önlemesi gerekir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2014/5757 sayılı kararında, bu ikinci durum, yani 'neticenin gerçekleşmesini önleme' hali söz konusudur. Sanık, mağduru ağır şekilde yaraladıktan sonra olay yerinden ayrılmış, yani eylemini tamamlamıştır. Ancak daha sonra, olayı tanığına anlatmış, birlikte kolluğa gitmiş ve kollukla beraber olay yerine gelerek mağdurun hastaneye kaldırılmasını sağlamıştır. Bu davranış, sanığın 'kendi çabası ile ölüm neticesinin gerçekleşmesini ve suçun tamamlanmasını önlediği' şeklinde yorumlanmıştır. Sanık, mağduru ölüme terk etmek yerine, onun kurtulması için aktif bir çaba göstermiştir. Bu nedenle Yargıtay, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüsten değil, meydana gelen neticeye (ağır yaralama) göre kasten yaralama suçundan hüküm kurulması ve TCK m. 36'daki gönüllü vazgeçme indirimi (etkin pişmanlık benzeri) uygulanması gerektiğine karar vermiştir.