Boşanma davasında, davacı erkeğin eşine ve ailesine hakaret etmesi, evin kilidini değiştirmesi gibi kusurlarına karşılık, davalı kadının da eşine hakaret ettiği tespit edilirse, kusur derecelendirmesi nasıl yapılmalıdır?
Bu durumda, her iki tarafın da kusurlu olduğu açıktır. Ancak kusur derecelendirmesi yapılırken, sergilenen kusurlu davranışların ağırlığı ve niteliği karşılaştırılmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/8793 sayılı kararında benzer bir durum ele alınmıştır. Kararda, 'kadının eşine hakaret ettiği, davacı erkeğin ise eşine ve ailesine hakaret ettiği ve evin kilidini değiştirdiği' tespit edilmiştir. Yargıtay, bu durumda erkeğin kusurlarını (hem eşe hem ailesine hakaret etmesi ve ortak konuta girmesini engelleyecek şekilde kilidi değiştirmesi) daha ağır bulmuştur. Bir eşin diğerini fiilen evden uzaklaştırması, ortak konutu kullanma hakkını engellemesi (kilidi değiştirme gibi), basit bir hakaretten daha ağır bir kusur olarak değerlendirilir. Ayrıca, sadece eşe değil, onun ailesine de hakaret edilmesi, kusurun ağırlığını artıran bir unsurdur. Bu nedenle, mahkemenin her iki tarafın da kusurlarını tartarak, erkeğin 'daha ağır kusurlu' olduğuna karar vermesi gerekirdi.