İcbar suretiyle irtikap suçuna teşebbüs (TCK m. 250/1, 35) ile tamamlanmış rüşvet alma suçu (TCK m. 252) arasındaki ayrım, mağdurun iradesi ve eylemin sonuçlanma şekli açısından nasıl yapılır?
Bu iki suç arasındaki ayrım, mağdurun iradesinin durumu ve eylemin hangi aşamada kaldığına göre yapılır. İcbar suretiyle irtikapta, kamu görevlisi manevi cebirle mağdurun iradesini kırarak ondan menfaat talep eder. Mağdur, bu baskıya boyun eğmeyip durumu yetkili makamlara bildirir ve fail, menfaati elde edemeden yakalanırsa (örneğin seri numarası alınmış paralarla suçüstü yapılması), eylem 'icbar suretiyle irtikaba teşebbüs' aşamasında kalır. Rüşvet suçunda ise, taraflar arasında görevin ifasıyla ilgili bir işin yapılması/yapılmaması karşılığında bir menfaat sağlanması yönünde bir 'anlaşma' vardır. Mağdur, failin teklifini kabul etmiş gibi davranıp durumu yetkili makamlara bildirirse ve fail menfaati alırken yakalanırsa, eylem 'tamamlanmış rüşvet alma' suçu olur. Çünkü rüşvet suçu, bir 'anlaşma' suçu olup, menfaatin fiilen alınmasıyla değil, tarafların bu yönde anlaşmasıyla tamamlanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/13245 sayılı kararında, polislerin şoförlerden para talep etmesi ve şoförlerin durumu kolluğa bildirerek suçüstü yapılmasını sağlaması olayında, eylemin icbar boyutuna varmadığı, rüşvet anlaşması teklifi niteliğinde olduğu ve bu nedenle 'rüşvet almaya teşebbüs' suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Bu, ayrımın ne kadar hassas olduğunu göstermektedir.