Bir boşanma davasında, davalı-karşı davacı kadın, kocasının kendisine fiziksel şiddet uyguladığını iddia etmiştir. Davacı-karşı davalı erkek ise, kadının bu şiddet eyleminden sonra evliliğe devam ettiğini, dolayısıyla kendisini affettiğini savunmuştur. Y2HD-K.2018/2622 sayılı kararına göre, 'af' olgusunun kabul edilebilmesi için hangi şartlar aranır ve ispat yükü kime aittir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296197

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/2622 sayılı kararında, 'af' olgusunun kabulü için sıkı şartlar aranmıştır. Buna göre; 1) Affın kabul edilebilmesi için, affeden tarafın 'kayıtsız şartsız bir irade beyanının' mevcut olması veya en azından affı gösterir 'fiili bir tutum ve davranışın' gerçekleşmiş olması gerekir. Sırf evliliğe devam etmek, her zaman af anlamına gelmeyebilir; bazen ekonomik veya sosyal baskılarla birliktelik sürebilir. 2) Af olgusunu iddia eden taraf (örnekte erkek), bunu somut delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Af, varsayımla veya çıkarımla kabul edilemez. 3) Kararda önemli bir nokta da, kadının ceza davasında şikayetten vazgeçmesinin, boşanma davası açısından affettiği anlamına gelmeyeceğidir. Şikayetten vazgeçme, eşini cezadan kurtarmaya yönelik olabileceği gibi, barışma umudu veya baskı sonucu da olabilir. Bu nedenle, boşanma davasında af olarak yorumlanamaz. Bu şartlar gerçekleşmedikçe, şiddet eylemi boşanma davasında kusur olarak değerlendirilmeye devam eder.