Ceza Genel Kurulu'nun 2023/149 sayılı kararında, sanık Cumhuriyet savcısının eyleminin irtikap, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturmadığına, 'disiplin hukukunun konusunu oluşturduğu'na karar verilmiştir. Bir eylemin aynı anda hem ceza hukuku hem de disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesi mümkün müdür? Bu kararın anlamı nedir?
Evet, bir eylem aynı anda hem ceza hukuku hem de disiplin hukuku kapsamında değerlendirilebilir. Bu iki hukuk dalı farklı amaçlara hizmet eder ve farklı yaptırımlar öngörür. Ceza hukuku, toplum düzenini bozan haksızlıkları (suçları) cezalandırırken; disiplin hukuku, bir mesleğin (memuriyet, avukatlık vb.) gerektirdiği düzeni, onuru ve hizmet standartlarını korumayı amaçlar. Bir eylemin, ceza kanununda tanımlanan bir suçun unsurlarını (maddi ve manevi) tam olarak taşımaması, o eylemin disiplin suçu oluşturmayacağı anlamına gelmez. Ceza Genel Kurulu'nun kararında, sanık savcının eyleminin, 'icbar', 'rüşvet anlaşması' veya 'kamu zararı/kişi mağduriyeti/haksız menfaat' gibi ceza suçlarının unsurlarını tam olarak karşılamadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle ceza hukuku açısından bir suç oluşmadığına karar verilmiştir. Ancak, bir Cumhuriyet savcısının, görevinin nüfuzunu kullanarak bir avukattan bu şekilde para istemesi, mesleğin saygınlığına ve etik kurallarına açıkça aykırıdır. Bu nedenle eylem, ceza hukuku anlamında suç teşkil etmese de, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu uyarınca bir 'disiplin suçu' oluşturur ve kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesini durdurma gibi disiplin cezalarını gerektirebilir. Kararın anlamı budur.