HMK m. 125/2'de yapılan 2020 değişikliği ile eklenen, 'dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur' hükmünün, devralanın davaya katılma iradesi üzerindeki potansiyel caydırıcı etkisi ve adil yargılanma hakkı açısından bir değerlendirme yapınız.
Bu düzenleme, kötü niyetli devirleri ve yargılamanın uzatılmasını önleme amacı taşımakla birlikte, potansiyel caydırıcı etkileri ve adil yargılanma hakkı açısından tartışmaya açıktır. Olumlu Yönü: Bu hüküm, bir davayı sırf karşı tarafı zarara uğratmak veya yargılamayı uzatmak amacıyla devralan kötü niyetli kişileri caydırmayı hedefler. Devralan, davanın kaybedilmesi halinde sadece kendi yaptığı masraflardan değil, devredenin yaptığı masraflar da dahil tüm yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacağını bilecektir. Olumsuz/Tartışmalı Yönü: İyi niyetli bir devralan açısından bu hüküm caydırıcı olabilir. Bir hakkı (örneğin bir alacağı veya taşınmazı) devralan kişi, bu hakka ilişkin devam eden bir davanın varlığını öğrendiğinde, davanın geçmişi ve riskleri hakkında tam bilgi sahibi olmayabilir. Davanın kaybedilmesi halinde, kendisinden önceki döneme ait yargılama giderlerinden de sorumlu tutulma riski, onu davaya katılmaktan veya hakkını takip etmekten alıkoyabilir. Bu durum, devralanın mülkiyet hakkının ve mahkemeye erişim hakkının (adil yargılanma hakkının bir unsuru) zedelenmesi potansiyelini taşır. Dolayısıyla, hükmün uygulanmasında hakimin, devrin niteliğini ve tarafların iyi niyetini de gözeten hakkaniyetli bir denge kurması önem arz etmektedir.