Bir kasten yaralama olayında, mağdur hakkında düzenlenen ilk adli tıp raporu ile sonraki rapor arasında, yaralanmanın niteliği (örneğin, yaşamsal tehlike veya kemik kırığının derecesi) açısından çelişki varsa, mahkeme nasıl bir yol izlemelidir? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2018/217 K. sayılı kararı bu konuda neyi zorunlu kılmaktadır?
Mahkeme, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm kuramaz. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2018/217 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür bir durumda mahkemenin yapması gereken, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla dosyayı Adli Tıp Kurumu'nun ilgili üst kurulu olan İhtisas Kurulu'na veya Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'na göndermektir. Mahkeme, mağdurun tüm tıbbi evraklarını, grafilerini ve mevcut raporları dosyaya ekleyerek, çelişkinin giderilmesini ve kesin bir kanaat bildirilmesini talep etmelidir. Üst kuruldan gelecek olan rapor, mevcut çelişkiyi giderici nitelikte olacaktır ve mahkeme hükmünü bu son ve nihai rapora dayandırmalıdır. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, mahkemenin raporlardan birini diğerine üstün tutarak veya kendi takdiriyle bir sonuca vararak hüküm kurması, 'eksik soruşturma' olarak kabul edilir ve mutlak bir bozma nedenidir.