İcbar suretiyle irtikap suçunda (TCK m. 250/1), 6352 sayılı Kanunla eklenen ve 'icbarın varlığı kabul edilir' diyen cümlenin, Ceza Genel Kurulu'nun 2018/223 sayılı kararındaki yorumuna göre, rüşvet suçuyla olan sınırı belirlemedeki rolü nedir?
Ceza Genel Kurulu'nun 2018/223 sayılı kararında atıf yapılan öğreti görüşlerine göre, 6352 sayılı Kanunla TCK m. 250/1'e eklenen bu cümle, irtikap ile rüşvet suçu arasındaki sınırı netleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu düzenleme, özellikle TCK m. 257/3'ün (görevinin gereklerine uygun davranmak için yarar sağlama) kaldırılmasıyla birlikte değerlendirilmelidir. Değişiklikten sonra, kamu görevlisinin göreviyle ilgili bir yarar sağlaması ya rüşvet ya da irtikap olacaktır. Eklenen cümle, 'icbar'ın sınırlarını çizerek bu ayrımı kolaylaştırmıştır. Buna göre, eğer kamu görevlisi, 'haksız tutum ve davranışlarıyla' karşı tarafı, haklı bir işinin görülmeyeceği endişesiyle 'kendisini mecbur hissetmesine' yol açmışsa, bu durum 'icbar' kabul edilecek ve eylem irtikap olacaktır. Eğer icbar boyutuna varmayan, sadece 'telkin, öneri ve teşvik' niteliğinde davranışlarla menfaat temin edilmişse, bu durumda karşılıklı bir anlaşma iradesinden söz edilebileceği için eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır. Dolayısıyla bu cümle, failin eyleminin mağdurun iradesi üzerindeki etkisinin niteliğini (zorlama mı, anlaşma mı) belirleyerek suçu vasıflandırmada kritik bir rol oynamaktadır.