Bir kasten yaralama olayında, sanığın eylemine engel bir durum olmamasına rağmen kendiliğinden son vermesi, suçun vasıflandırılmasında (kasten yaralama / kasten öldürmeye teşebbüs) nasıl bir rol oynar? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/1665 sayılı kararı bu kriteri nasıl değerlendirmiştir?
Failin, eylemine devam etme imkanı varken ve herhangi bir dış engel (üçüncü bir kişinin araya girmesi, polis gelmesi vb.) bulunmamasına rağmen, fiiline kendiliğinden son vermesi, kastının öldürmeye değil, yaralamaya yönelik olduğuna dair güçlü bir karine teşkil eder. Bu durum, failin ölüm neticesini istemediği, amacının yaralamakla sınırlı olduğu şeklinde yorumlanır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/1665 sayılı kararında da, sanığın mağduru hayati tehlike oluşturacak tek bıçak darbesiyle yaraladıktan sonra, 'engel bir durum olmamasına rağmen kendiliğinden eylemine son vermesi' hususu, kastının yaralamaya yönelik olduğunun önemli bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle mahkemenin eylemi öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmesi, suç vasfında hata olarak görülmüş ve karar bozulmuştur. Bu kriter, failin iç dünyasını ve suç kastını dışa yansıyan davranışlarından anlama çabasının bir parçasıdır.